(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı TBMM gündemine taşıdı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Dinçer, anlaşmanın tam metni, ekleri ve varsa uygulama protokollerinin ne zaman kamuoyuna ve TBMM'ye sunulacağını sordu.CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Semra Dinçer, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı TBMM gündemine taşıdı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Dinçer, anlaşmanın tam metninin neden açıklanmadığını, anayasal onay süreci tamamlanmadan ortak savunma taahhütlerinin uygulanmasına hangi hukuki dayanakla geçildiğini ve Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının Suudi Arabistan'a gönderilmesine ilişkin bir karar alınıp alınmadığını sordu.Anlaşmanın henüz TBMM'nin onayından geçmediğini belirten Dinçer, Türkiye'nin güvenliği ve dış politika yönelimi üzerinde ciddi etkileri olabilecek bu düzenlemenin, ulusal çıkarların korunması, barışın gözetilmesi ve TBMM'nin karar ve denetim yetkileri temelinde değerlendirilmesini istedi.Semra Dinçer, anlaşmanın metni açıklanmadan ve anayasal onay süreci tamamlanmadan ittifakın kurumsal yapılanmasına ve ortak savunma taahhütlerinin uygulanmasına yönelik adımlar atıldığının görüldüğünü belirterek, şunları kaydetti: "Bu durum, Meclis'in yetkilerinin fiili kararlarla aşılması sorununu gündeme getirmektedir.
Ülkemizin hangi tehditlere karşı, hangi sınırlar içinde ve ne tür yükümlülükler üstleneceği bilinmeden ilerletilen bu süreç, Türkiye'nin çıkarları ve güvenliği bağlamında özerk karar verme imkanını etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir niteliktedir. Pakistan'ın Hindistan ve Afganistan'la yaşadığı güvenlik sorunları ile Suudi Arabistan'ın Yemen merkezli çatışmalardaki konumu, ortak savunma taahhüdünün hangi durumlarda ve hangi coğrafi sınırlar içinde uygulanacağı konusunda açıklık gerektiriyor.
Türkiye'nin normal koşullarda doğrudan tarafı olmadığı uyuşmazlıkların askeri bir yükümlülüğe dönüşmesi, ülkemizi boyutları önceden belirlenmemiş risklerle karşı karşıya bırakabilir niteliktedir. Yemen bağlamında Suudi Arabistan'a sağlanacağı duyurulan destek, Türkiye'nin çatışmanın tarafı olarak algılanmasına, ülkemizin ve askeri unsurlarımızın hedef haline gelmesine yol açabilecektir.
Kızıldeniz ve Babülmendep hattındaki deniz ticaretimiz de tehlikeye girme ihtimalindedir. Türkiye'nin kapsamı ve süresi belirsiz bir çatışmaya çekilmesi, ulusal güvenliğimiz açısından son derece ciddi bir risktir.""ANLAŞMANIN
METNİ AÇIKLANMALI, TBMM'NİN ONAYINA
SUNULMALIDIR"Anlaşmanın metninin açıklanması, kamuoyunda ve yüce Meclis'te tartışılması ve TBMM'nin onayına sunulması gerektiğini ifade eden Dinçer, "Doğabilecek yükümlülüklerin sınırlarının belirlenmesi ve millet iradesinin karar sürecine yansıması bunu zorunlu kılmaktadır. Anlaşmanın onaylanması bakımından Anayasa'nın 90.
maddesinin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi söz konusu olduğunda ise 92. maddesinin öngördüğü koşulların ve TBMM'nin yetkilerinin gözetilmesi, sürecin hukuki ve demokratik meşruiyeti açısından zorunludur" ifadelerini kullandı. CHP Milletvekili Semra Dinçer'in önergesinde yer alan sorular şöyle: "Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın tam metni, ekleri ve varsa uygulama protokolleri neden açıklanmamaktadır?
Bu belgeler ne zaman kamuoyuna ve TBMM'ye sunulacaktır?Anayasal onay süreci tamamlanmadan ortak savunma taahhütlerinin uygulanmasına geçilerek TBMM'nin onay yetkisi neden fiilen işlevsiz bırakılmaktadır? İttifakın yapılanması ve işleyişi konusunda açıklananların dışında karar veya taahhüt bulunmakta mıdır?Alınan kararların uygulanmasının hukuki dayanağı nedir?
Anlaşma hangi somut tehdit değerlendirmesine dayanmaktadır? Mevcut güvenlik ve diplomasi araçlarına ek olarak ortak savunma taahhüdünü gerekli kılan ihtiyaç nedir? Türkiye'nin beklenen diplomatik, askeri ve ekonomik kazanımları nelerdir?
Bunlar askeri yükümlülükler, bütçe giderleri ve güvenlik riskleriyle karşılaştırılmış mıdır? Sonuçları nelerdir? NATO üyesi Türkiye'nin mevcut kolektif savunma yükümlülüklerine ek olarak, bir tarafa yönelik saldırının bütün taraflara yönelik saldırı sayılması esasına dayanan yeni bir taahhüt üstlenmesinin gerekçesi nedir?Bu taahhüdün NATO Antlaşması'nın 5.
maddesindeki düzenlemeyle kapsam ve uygulama bakımından farkları nelerdir? Bu taahhüt ile Türkiye'nin NATO Antlaşması'nın 5. maddesi kapsamındaki yükümlülükleri arasındaki ilişki nasıl düzenlenecektir?Ortak savunma taahhüdünün coğrafi ve zamansal sınırları nelerdir?
Pakistan'ın Hindistan ve Afganistan'la yaşadığı güvenlik sorunları ile Suudi Arabistan'ın Yemen'deki çatışmaları bu kapsamda mıdır? Anlaşma henüz anayasal onay sürecinden geçmemişken Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının Suudi Arabistan'a veya başka bir ülkeye gönderilmesine ilişkin karar alınmış ya da görevlendirme yapılmış mıdır? Bunun hukuki dayanağı nedir?"



